Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER): Umut ve Dayanışmanın Sesi

HaberSu Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER): Umut ve Dayanışmanın Sesi

Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER): Umut ve Dayanışmanın Sesi

Toplumsal sağlık alanında farkındalık ve dayanışmayı bir görev bilen sivil girişimler arasında önemli bir yer edinen Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER), kanserle mücadelede farkındalığı artırmak, erken tanının hayat kurtardığını topluma anlatmak ve kadın sağlığını merkeze alan çalışmalar yürütmek için faaliyet gösteriyor.

Derneğin arkasındaki isim ise Yeliz Hastürk. SUKANDER’in kurucu başkanı ve yürütücüsü olarak bilinen Hastürk, kadın sağlığına ve kanserle mücadele farkındalığına adanmış çalışmalarla derneği kurarak gönüllü bir toplum hareketi ortaya koydu. Derneğin etkinliklerinde ve kamu buluşmalarında moderatörlük görevini de üstlenen Hastürk, meme kanseri farkındalığının yaygınlaştırılması konusunda toplumun her kesimine ulaşmayı amaçlıyor

SUKANDER’den Onkolojik Adalet İçin İki Önemli Adım: Rehabilitasyonda Dans ve Konak’ta Pembe Tır

Kanserle mücadelede “onkolojik adalet” yaklaşımını merkeze alan Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER) ve Pembe Işık Girişimi, tedavi sürecinin yalnızca hastane ile sınırlı olmadığını vurgulayarak iki önemli projeyi hayata geçiriyor.

Dernek yetkilileri, kanserle mücadelede psikososyal desteğin ve hareketin iyileşme sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekerek, “Onkolojik adalet yalnızca tedaviye erişim değil, iyileşme sürecine eşit katılım hakkıdır” mesajını paylaştı.

Rehabilitasyonda Hareket Desteği

Bu kapsamda, KAKAPEDIA Dans Topluluğu’nun desteğiyle rehabilitasyon sürecinde olan kadın kanser hastalarına yönelik ücretsiz dans kursu başlatılıyor. Program, Balçova Belediyesi iş birliğiyle her Cuma Balçova Belediyesi’nde gerçekleştirilecek.

Projeyle

  • Hareket yoluyla rehabilitasyonun desteklenmesi,
  • Sosyal izolasyonun azaltılması,
  • Kadınların iyi olma halinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

    SUKANDER ve Pembe Işık Girişimi, katkılarından dolayı KAKAPEDIA Dans Topluluğu’na ve Balçova Belediyesi’ne teşekkür etti.

    Konak’ta Pembe Tır: Ücretsiz Mamografi ve Uzman Desteği

    Öte yandan SUKANDER ve Pembe Işık Girişimi, T.C. Sağlık Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü ve İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü iş birliğiyle “Pembe Tır” projesini de hayata geçiriyor.

    Kadınların sağlığa eşit ve erişilebilir biçimde ulaşmasını amaçlayan mobil sağlık aracı, 16 Şubat – 6 Mart tarihleri arasında Konak Meydanı’nda hizmet verecek.

Pembe Tır kapsamında:

  • Uzman hekimlerden birebir bilgilendirme,
  • Gün boyu ücretsiz mamografi hizmeti,
  • Mobil tarama ve farkındalık desteği sunulacak.

    SUKANDER, yürüttüğü bu çalışmalarla kanserle mücadelede yalnızca tedaviye değil, iyileşme sürecinin tüm boyutlarına odaklanarak kadınların güçlendirilmesini hedefliyor.

    Manisa’da Pembe Çiçekler ve Hareketli Farkındalık

    SUKANDER, yalnızca salon etkinlikleriyle kalmadı; Manisa Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Fatih Parkı’nda gerçekleşen programda meme kanseri farkındalığını vurgulamak için pembe çiçekler toprakla buluştu. Belediye başkanı, erken teşhisin hayat kurtardığını söyleyerek bu tür etkinliklerin önemini vurguladı.

    Etkinlikte bilgilendirmenin ardından fiziksel aktivitenin kanser riskini azaltmadaki rolü konuşuldu ve katılımcılarla birlikte egzersizler, hatta zumba seansı düzenlendi. SUKANDER temsilcileri, meme sağlığını korumanın sadece sağlık taramalarından ibaret olmadığını; hareketli yaşam ve sağlıklı alışkanlıkların da bu mücadelenin parçası olduğunu anlattı.

    Yeliz Hastürk: “Onkolojik Adalet, Sağlık Hakkının Güvence Altına Alınmasıdır”

    Meme kanseri alanındaki çalışmaları ve sağlık hakkı temelli yaklaşımıyla dikkat çeken Yeliz Hastürk, hem Uluslararası Su Elçileri Federasyonu (USEF) Genel Başkan Yardımcılığı hem de Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütüyor. Hastürk ile SUKANDER’in kuruluş vizyonunu, Pembe Işık Girişimi’ni ve “onkolojik adalet” kavramını konuştuk.

    Kendinizi ve kurumunuzu tanıtır mısınız?

    Ben Yeliz Hastürk. Uzun yıllardır meme kanseri alanında aktivizm yürütüyor, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında kadın sağlığı ve hasta hakları odaklı görevler alıyorum. 2023’te Uluslararası Su Elçileri Federasyonu (USEF) çatısı altında Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER) ile birlikte sağlık hakkı temelli daha bütüncül projelere odaklanmaya başladım. Şu anda USEF Genel Başkan Yardımcılığını ve SUKANDER Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlenmekteyim.

    USEF, suya erişimi sadece altyapı sorunu değil; çevresel adalet, sağlıklı yaşam ve insan hakkı meselesi olarak ele alan uluslararası bir federasyondur. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere tüm canlıların; suya, sağlığa ve temiz çevreye erişimi için çalışan 9 dernekten oluşan güçlü bir ağdır.

    Bu vizyonla kurulan SUKANDER, meme kanseri ile mücadelede çevresel, sosyoekonomik ve yapısal eşitsizlikleri dikkate alarak çalışan bir dernek. Erken teşhis ve doğru bilgiye erişimin de bir ‘hak’ olduğunu savunuyoruz.

Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu aya girmeden önce, dijital olarak bir çalışma başlattınız. Pembe Işık Girişimi. Bu girişimi ve girişiminizin benimsediği “onkolojik adalet” yaklaşımını bizimle paylaşır mısınız?

Pembe Işık; SUKANDER işbirliğiyle doğmuş, üç ayaklı bir onkolojik adalet yaklaşımını benimseyen sosyal etki odaklı bir farkındalık hareketidir:

Birinci ayak: Bilgiye erişimi artırmak. Çünkü özellikle dezavantajlı kadınlar sağlık hizmetlerine, güvenilir bilgiye, doğru tarama araçlarına ulaşamıyor. Bilgiye erişim, hem pahalı hem karmaşık. Oysa bilgi, yaşam hakkının ilk adımı. Bu nedenle toplum temelli sağlık eğitimleri düzenliyoruz. Katılımcıların pasif bir dinleyici olarak konumlanmasının ötesinde düzenlediğimiz etkinliklerde birer özne gibi hareket etmesini ve sürece dahil olmasını istediğimiz için interaktif yöntemler kullanıyoruz.

İkinci ayak: Kamusal görünürlük. Pembe ışıklandırmalar sadece sembolik değil; görsel uyarıcı olarak toplumsal bellekte yer ediniyor. Aydınlatma dikkat çekiyor, farkındalık yaratıyor. Kentin gece siluetinde pembe bir iz bırakmak, konuşulmayanı görünür kılmak demek. Aynı zamanda pembe ışıklandırma için yaptığımız özel sektör ve kamu işbirliklerini daha sürdürülebilir bir hale getirmeye çalışıyoruz. Çünkü sağlık hakkına erişimin ancak tüm yapılar birbiriyle entegre bir hale gelirse sağlanabileceğini düşünüyoruz.

Üçüncü ayak: Mobil tırla mamografi taramaları. ‘Pembe Tır’ aracılığıyla Toros, Çamdibi gibi ekonomik olarak dezavantajlı mahallelerdeki kadınlara mamografi hizmeti ulaştırıyoruz. Daha çok kişiye ulaşabilmek için şimdilik Konak Meydanı’nda mobil tırımızı konumlandırıyoruz ve dezavantajlı bölgelerde yaptığımız işbirlikleri ile kadınlara ulaşıyoruz.

Sürekli dilimizde olan bir kavram var “Onkolojik Adalet”. Biraz da bu kavramı tanıtmak istiyorum açıkçası. Kanser, önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen; bilgi, sağlık hizmeti ve destek mekanizmalarına eşit erişim olmayınca kadınlar erken tanıya erişemiyor ve dolayısıyla yaşam haklarını tehdit eden bir unsurla karşı karşıya kalıyorlar. Onkolojik adalet; bu eşitsizlikleri sorgulayan ve herkesin sağlık hakkını güvence altına almayı hedefleyen bir yaklaşımdır.

Peki, Pembe Işık Girişimi’nin ilham hikayesi nedir? Bu yola nasıl çıktınız? Aynı zamanda sosyal etki odaklı olmaktan bahsettiniz, bu konu hakkında da bilgi aktarır mısınız?

Ben aynı zamanda bir anneyim. Kendi bedenimdeki farklılıkları geç fark etmemle aslında Pembe Işık fikri ortaya çıktı. Eğitimi olan, bilgiye erişimi olan birinin bile bu süreci bilmediğini fark ettim. Ve dedim ki: ‘Benim gibi binlerce kadın daha olabilir.’ Bu cesaret, kişisel bir farkındalıktan kolektif bir harekete dönüştü.

15 Ekim Uluslararası Meme Kanseri Farkındalık Günü’nde, Bergama Vapur Turu gibi etkili bir organizasyon gerçekleştirdik. Toros, Çamdibi gibi bölgelerden 200’ü aşkın kadını Konak’a

taşıdık. Profesör eşliğinde interaktif atölyeler, dans, beden farkındalığı, hareket eğitimleriyle hem bilgi hem umut verdik.

Aynı gün İzmir, Ankara, Manisa, Çanakkale gibi birçok kentte onlarca binayı pembe ışıkla aydınlattık. AVM’lerde, kamu binalarında, led ekranlarda binlerce insana ‘erken tanı hayat kurtarır’ dedik.

Ama bizim için bu etkinlikler ‘yaptık, bitti’ değil. Gerçek sosyal etki nedir, nasıl değişim yarattık, bunu ölçmek istiyoruz. Bu yüzden sosyal etki raporu hazırlayacağız, çalışmalarımızın şeffaf ölçümünü kamuoyuyla paylaşacağız.

Check out our other content

Check out other tags:

Most Popular Articles