Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, İzmir’de konuştu:

0
15

– Kendi Amerikancılıklarını örtmek için Saadet Partisi’ne İran iftirası
atmaktan vazgeçsinler
– Dünya radarlarını hipersonik füzelere odaklamışken bizdeki
radarlar vatandaşın cüzdanına odaklanmış
– İktidar ceza sanayi kurdu
Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, İran’a yönelik saldırıları sert sözlerle eleştirerek
“Güya İran’daki kadınlara özgürlük getireceklermiş. Dikkat edin, İrana saldırırken ilk
hedefleri bir askeri tesis, nükleer santraller olmuyor. İlk saldırdıkları yer küçücük kızların
okuduğu bir okul oluyor maalesef. 168 kız çocuğunu paramparça etmekten imtina etmeden
hem de bir Ramazan gününde bu katliamı gerçekleştirdiler. Amerika bombardıman uçakları
dünyanın hiçbir yerine özgürlük, barış, demokrasi götürememiş. Tam tersi. Amerika nereye
gittiyse, nereye elini uzattıysa orada kan olmuş, gözyaşı olmuş, katliam olmuş." dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin İzmir İl Başkanlığı tarafından
düzenlenen “Adalet Sofraları” temalı iftar programında konuştu. Bölgedeki sıcak gelişmelere
ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, uzun zamandır ramazanların buruk geçtiğini ve
her ramazan ayında emperyalizm Müslüman topraklarında kan döktüğünü ifade ederek,
“Hatta Ramazan ayında şiddeti, zulümlerini daha fazla arttırdıklarını görüyoruz. Afganistan,
Arakan, Keşmir, Irak, Libya, Lübnan, Suriye, Filistin birçok ülke sayabilirim. Yüz yılı aşkın bir
süredir bu maalesef. Emperyalist güçlere direnen yönetimlerse maalesef birtakım
senaryolarla, birtakım oyunlarla görevden uzaklaştırıldılar. Ve bu görevden uzaklaştırma
esnasında o ülkeleri operasyon yapma esnasında hep aynı sakızı ağızlarına çiğnediler.
Demokrasi dediler, insan hakları dediler, özgürlük dediler, bu ülkelere müdahalelerde
bulundular. Bombardımanın eşliğinde insan hakları vaat ettiler, özgürlük vaat ettiler,
demokrasi vaat ettiler ama geriye ne bıraktılar? Kan kokan topraklar bıraktılar. Üzüntülü
anneler bıraktılar, gözü yaşlı yetim kalmış evlatlar bıraktılar maalesef. Şimdi de emperyal
güçler tarafından İran parçalara ayrılmak isteniyor. Epstein zanlısı bu pedofil çetesi ne

uluslararası kuruluşları dinliyor, ne anlaşmaları dinliyor, ne ramazanı dinliyor. Müzakere
masasında oyaladıkları, müzakere görüşmelerinin devam ettiği esnada İran maalesef
bombalıyor. Bu savaşın amacı asla ve asla İran’a özgürlük getirmek değil arkadaşlar. Nedir?
Büyük İsrail’i kurabilmek, yeraltı kaynaklarını Trump’ın emrine vermekten başka bir şey
değil. Yaşları yedi ile 12 arasında değişen 168 kız çocuğunu katlettiler. O küçücük bedenleri
bombaların altında paramparça etmekten imtina etmediler. Hem de bir ramazan gününde bu
katliamı gerçekleştirdiler. İzmir’den bir kez daha söylüyorum: Hiçbir jeopolitik hesap, hiçbir
enerji koridoru planı, hiçbir iktidar mücadelesi bir çocuğun yaşama hakkının gasp
edilmesine müsaade etmemeli.” diye konuştu.
“Bize İrancı algısı yapmasınlar”
ABD’nin bir ülkeye saldırırken amacının o ülkedeki otoriter yönetimi düzeltmek ile
uzaktan yakından alakası olmadığına dikkat çeken Arıkan, “Bir ülke yönetiminin otoriter
olup olmaması emin olun Amerika’nın zerre kadar umurunda değil. Amerika’nın hedefindeki
ülkenin petrolüne, doğal gazına, nadir toprak elementlerine çökebiliyorsa; topraklarında
rahat bir şekilde üsler kurabiliyorsa, radar istasyonları kurabiliyorsa o ülkenin
yönetimleriyle Amerika’nın asla hiçbir zaman bir problemi olmadı. Amerika savaş
gemileriyle geldiği ülkelerde o gemilerine petrolü doldurarak o ülkelerden ayrılıyor. Bütün
bunlar bilindiği hâlde, gerek Türkiye’de gerek dünya kamuoyunda Amerika’nın bu kadar
zalim olduğu, gittiği her yere zulüm götürdüğü bilinmesine rağmen; geçtiğimiz iki yıl
boyunca Gazze’de insanlık tarihinin en büyük katliamını yapmasına rağmen, daha birkaç ay
önce Venezuela’daki yaptıkları hukuksuzlukları görmemize rağmen Amerika ve İsrail’in,
henüz müzakereler devam ettiği esnada, müzakere masası dağılmadığı esnada İran’a yönelik
saldırılarından sonra bazı kardeşlerimiz dillerinin ucuyla biz Amerika ve İsrail’in İran’a
müdahale etmesini istemiyoruz, düşük sesle söylüyorlar, daha sonrasında ise sanki
dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi İran’mış gibi Amerika ve İsrail’in saldırılarına
meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar. Bu çok büyük bir gaflettir, çok büyük bir ihanettir.
Bunu derken kimse Saadet Partisi Şiacı, Saadet Partisi İran güzellemesi yapıyor falan diye
algı yapmasın. Kendi Amerikancılıklarını örtmek için Saadet Partisi’ne İran iftirası atmaktan
vazgeçsinler artık.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye asla Amerika ve İsrail’le birlikte saf tutup bu haydutluk girişiminin bir
parçası olmamalıdır”
“Peki şimdi ne olacak” diye soran Saadet Partisi Lideri Arıkan, “Neler yapmamız
gerektiğini İzmir’deki bu iftardan sizlerle paylaşıyorum. Biz ilk önce Saadet Partisi olarak
sorumluluğumuzu yerine getirme kaygısıyla uyarılarımızı sıralayacağız. Türkiye asla
Amerika ve İsrail’le birlikte saf tutup bu haydutluk girişiminin bir parçası olmamalıdır.
Neticesi ne olursa olsun Amerika ve İsrail’le saf tutmak bu savaşın kaybedeni olmak
demektir. Bölge ülkelerinin tamamı topraklarında bulunan Amerika üslerinin İran’a karşı
kullanılmasına asla müsaade etmemelidir. Mezhepçilik ve ırkçılık hatlarında söylem
üretmenin hiç kimseye zerre faydası olmayacağı herkes tarafından kabul edilmelidir.

Türkiye’yi savaşa çekmek isteyenlere karşı hepimizin, her bir ferdimizin çok dikkatli olması
gerekmektedir. Türkiye’deki ve dünyadaki tüm vicdanlı insanlara, aklı başındaki tüm siyasi
organizasyonlara, sorumluluk hisseden tüm sivil toplum kuruluşlarına düşen görev Amerika
ve İsrail haydutluğuna karşı barışı büyütmek olmalıdır.” dedi.
“Ne topraklarımızda ne bölgemizde işgalci İsrail’i asla görmek istemiyoruz.”
Türkiyedeki gündemlerden bir tanesinin de terörsüz Türkiye meselesi olduğunu
hatırlatan Arıkan, şunları belirtti: “Terörsüz Türkiye süreci işletilirken birilerinin
ajandalarında İran’a karşı Amerika ve İsrail’e saf tutan Türk-Kürt-Arap ittifakı olmuş olabilir.
Terörsüz Türkiye süreci işletilirken birilerinin ajandalarında Suriye ve Irak’taki silahlı Kürt
unsurlarını İran’a karşı kışkırtmak, İran’a yönlendirmek olabilir. Biz bu süreç başlatıldığında
da bütün bu ihtimalleri görerek hareket ettik. Duruşumuzda da söylemlerimizde de bu
konuya dikkat çektik. Biz en başından beri terörsüz Türkiye tanımlamasının müphemliğine,
belirsizliğine vurgu yaptık. Süreci adlandırma konusunda dahi farklı düşünüyor olmamıza
rağmen yaşanabilir bir Türkiye’ye olan ihtiyacı dile getirerek, ülkemizde ve bölgemizde
barışı ve kardeşliği savunarak, hak ve adalet ekseninde bir düzen kurmak için gayret ederek
bu komisyon içerisinde yerimizi aldık. Sürece destek verirken de defalarca şu uyarıyı yaptık:
Yitecek canlara ve akacak kanlara rağmen Amerika ve İsrail’le iş tutarak maden, inşaat ve
enerji sektöründe pay almanın hesapları yapılıyorsa inanın bu hesabı yapanların dünyada
yatacak yeri dahi olmayacaktır. Defalarca iktidarı uyardık. Başka savaşlara taşeronluk
yapmak için planlar yapmayınız, samimi olunuz dedik. Hep birlikte ülkede ve bölgede
huzuru ve barışı temin edelim dedik. Bölgenin tüm ülkelerine ve halklarına defalarca şu
seslenişi yaptık: Amerika ve İsrail çıkarlarının taşeronu olmayın. Küresel haydutların
eşitsizliği artırma, servet yığma politikalarının aparatı olmayın. Bölgeyi dışarıdan yapılan
müdahalelerin aparatı hâline getirmeyin. Türk, Kürt, Arap, Fars; bölgenin tüm halkları azınlık
çoğunluk demeden her birimiz birbirimizin elini tutalım. Aramızdaki tüm problemleri
müzakere yoluyla çözelim. Hak ve adalet ekseninde ortak bir geleceği beraber inşa edelim
dedik. Bugün biz aynı yerde duruyoruz. Bölgede barışı büyütecek her türlü projeye destek
olacağız. Bölgeye savaş getirip petrol götüren hiçbir projenin de taşeronu ne oluruz ne de
sizin olmanıza müsaade ederiz. Bizim çağrımız net: Topraklarımızda kirli postallarıyla
Amerika askerlerini asla görmek istemiyoruz. Ne topraklarımızda ne bölgemizde işgalci
İsrail’i asla görmek istemiyoruz. Tüm emperyalist müdahaleleri reddediyoruz. Bölgede
barışın ancak müzakereyle olacağını tekrar tekrar ifade ediyoruz.”
“Değil 2036, 3036’da dahi bu hayalinizi asla gerçekleştiremeyeceksiniz”
Binlerce kilometre öteden Amerikalı üst düzey yöneticilerin Türkiye’ye dair
açıklamalarda bulunduğuna işaret eden Mahmut Arıkan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Amerikalı üst düzey bir yönetici Mike Rubin bu hafta ne dedi biliyor musunuz? Tahran’da
2026’da yaşananlar acaba Ankara’da 2036’da yaşanabilir mi?dedi. Hepimiz dehşetle takip
ettik bu açıklamayı. Bitmedi, devam etti. Amerikalı bir başka yetkili İslam peygamberinin
yanılgılarına inanan rejimler ifadesini kullandı. Bitmedi. Trump’ın en yakın dostlarından

Senatör Lindsey Graham dedi ki: Bu bir din savaş ve Orta Doğu’nun gidişatını bin yıl
boyunca biz belirleyeceğiz dedi. Haçlı savaşlarına atıfta bulundu. Şuna bir açıklık getirelim.
Sizin dedeleriniz bin yıl önce Haçlı seferlerinde aynı cümleleri kullandı. Geleceğin bin yılını
kendilerinin inşa edeceğini iddia ettiler. Şimdi o dedelerinizin bu coğrafyada mezarları bile
yok. Akıllanmadınız. 100 yıl önce yine bu coğrafyaya geldiniz. Yine buraya ayar vermeye
kalktınız. Buraya geldiğiniz gemiler şu an Çanakkale Denizi’nin dibinde bekliyor. Yine
söylüyorum: Değil 2036, 3036’da dahi bu hayalinizi asla gerçekleştiremeyeceksiniz. Herkes
aklını başına alsın. Herkes haddini bilsin. Bu topraklara binlerce yıl önce, yüzlerce yıl önce
birçok kişi hesap yaptı. Birçok kişi hesap yaparak işgal etmeye kalktı. Hepsi tarihin
karanlığında yerlerini almış oldu.”
“Artık vatandaşın yakasından düşün”
Son olarak trafik düzenlemeleri konusuna değinen Arıkan, “Bütün dünya radarlarını
hipersonik füzelere odaklamışken bizdeki radarlar vatandaşın cüzdanına odaklanmış
vaziyette. Elalem radar ekranlarında kıtalar arası tehditleri takip ediyor. Bizimkiler
radarlarla araç plakası kovalamaya devam ediyor. Plaka APP baskı olacakmış. Plakada yazı
fontu kalınsa ceza yazılacakmış. Araç ekranı fabrika çıkışlı olmazsa ceza yazılacakmış. Araç
içi aksesuarlarla ne yapmaya çalışıyorlar? Bugün bütçe açığını kapatmaya çalışan bir
iktidarla karşı karşıyayız. Bugünkü iktidarın ülkeyi getirdiği nokta maalesef bu. Saçma sapan
politikalarla batırdıkları ekonomiyi şimdi saçma sapan cezalar keserek vatandaşlarımızdan
çıkarmaya çalışıyorlar. Savunma sanayi değil, tabir yerindeyse bugünkü iktidar ceza sanayi
kurdu. Eskiden bir yılda kesilen cezayı şimdi bir ayda kesen bir iktidarla karşı karşıyayız.
İktidara sesleniyorum: Artık vatandaşın yakasından düşün. Ekonomi yönetiminin yeni
formülü şu olmuş: Vergi yetmezse ceza, ceza yetmezse yasak. Unutulmasın ki bu millet
devleti beslemek için değil, devlet millete hizmet etsin diye vardır.” eleştirilerinde bulundu.
Seyirtepe Tesisleri’nde gerçekleşen iftar programına Saadet Partisi Antalya Milletvekili
Şerafettin Kılıç, Genel İdare Kurulu Üyeleri Mesut Dağ ve Mustafa Erduran, İzmir İl Başkanı
Zekeriya Hazırbulan, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda partili ve vatandaş
katıldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla iftar öncesi salondaki kadınlara çiçek taktim
eden SP Lideri Arıkan, program sonunda  yeni üyelerine rozet taktı.